Kasap Ahmet… Manav Özcan… Bakkal Alim… Eskidendi o lezzetler, yediğim domates kan kırmızısından, ısırdığım elma en sertinden en sulusundan, içtiğim süt ise en kaynamışındandı… Seri üretimden nasibini hayvancılıkta almazsa olmazdı zaten… Deliren danalar, grip olan kuşlar… Peki, hayvanları kim tedavi edecek? Uzun zamandır kapı önlerinde yemek kokusu filan duymuyorum? Eskiden apartmana girdiğimde Türkan teyzenin fasulyesi, Nilgün teyzenin bamyasıyla restleşir… Ama benim canım türlü hayaller içinde Sevim teyzenin köftesini çekerdi… Acaba artık komşular aç açına mı yaşıyor? ya da ben miyim koku almayı unutan? Şimdide özellikle Avrupa da organik yaşam, organik yaşam diye tutturdular… Katkı maddesiz besinler vb. Yakında ülkemizde bu modaya uyar organik market zincirlerini görmeye başlarız… Amaç ne önce pislet, sonra soygun… Ya aslında bu hikâye pekte yabancı gelmedi ama neyse… Yok ya, tadı tuzu kalmadı artık hiçbir şeyin… Eskidendi o lezzetler..